• slayt
  • slayt
  • slayt
Türkiye'de sağlık çalışanlarının emekliliğini konuşurken artık yalnızca “kaç yaşında emekli olacağız?” sorusunu sormak yetmez

 

Asıl sorumuz şudur:

Bugün ödediğimiz primlerin, keseneklerin ve yaptığımız emeğin karşılığını yarın nasıl alacağız?

Çünkü sağlık çalışanlarının emeklilik sistemi yıllar içinde önemli değişikliklerden geçti.

Bir tarafta 5434 sayılı T.C. Emekli Sandığı Kanunu kapsamında bulunan çalışanlar, diğer tarafta 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu kapsamında bulunan çalışanlar var.

Bunun üzerine bir de BES ve gündeme gelen Tamamlayıcı Emeklilik Sistemi tartışmaları ekleniyor.

Dolayısıyla bugün sağlık çalışanının önünde tek bir emeklilik sistemi değil, birbirinden farklı kurallara sahip birden fazla yapı bulunuyor.

Ve çalışan haklı olarak soruyor:

“Ben hangi sisteme tabiyim ve emekli olduğumda bana ne bağlanacak?”

---

5434'TEN 5510'A: AYNI MESLEK, FARKLI EMEKLİLİK KURALLARI

2008 yılı Ekim ayı başından önce kamu görevlisi olanların önemli bir bölümü bakımından 5434 sayılı Emekli Sandığı Kanunu hükümleri uygulanmaya devam ederken, bu tarihten sonra ilk defa kamu görevlisi olanlar 5510 sayılı Kanun kapsamında değerlendirilmektedir.

Bu ayrım sağlık çalışanlarının emeklilik geleceği açısından son derece önemlidir.

Çünkü aynı hastanede;

aynı serviste,

aynı meslekte,

aynı işi yapan,

aynı nöbeti tutan

iki sağlık çalışanı farklı sosyal güvenlik hükümlerine tabi olabilmektedir.

Aynı emek, farklı sosyal güvenlik rejimi.

İşte sağlık çalışanlarının bugün tartışması gereken en önemli konulardan biri budur.

5434 ile 5510 arasındaki fark yalnızca bir kanun numarası değildir.

Bu fark;

emeklilik şartlarını,

emekli aylığının hesaplanmasını,

prime/kesenek esas kazanç yapısını

ve dolayısıyla çalışanın emeklilikte karşılaşacağı tabloyu etkileyebilmektedir.

Bu nedenle 5434 ve 5510 arasındaki farklar sağlık çalışanlarına teknik hukuk diliyle değil, herkesin anlayabileceği şekilde anlatılmalıdır.

Çalışan daha emekliliğine yıllar varken şunu bilmelidir:

“Ben hangi sisteme tabiyim?”

“Hangi kazançlarım emeklilik hesabında dikkate alınıyor?”

“Bugün ödediğim prim veya kesenek yarın emekli aylığıma nasıl yansıyor?”

---

5510'LA BİRLİKTE NEDEN “EMEKLİ MAAŞI” DEĞİL, “YAŞLILIK AYLIĞI”?

Tam da burada kavramlar karşımıza çıkıyor.

5434 denildiğinde geleneksel olarak emekli aylığı kavramı öne çıkarken, 5510 kapsamında SGK tarafından yaşlılık aylığı terminolojisi kullanılmaktadır.

Elbette bunun sosyal güvenlik hukukunda teknik bir karşılığı vardır.

Ancak bizim tartışmamız yalnızca kelimelerden ibaret değildir.

Çünkü kelimeler, bazen sistemin çalışan tarafından nasıl algılandığını da belirler.

“Emekli maaşı” dediğimizde akla yıllarca çalışmanın, hizmetin, primin ve emeğin karşılığı gelir.

“Yaşlılık aylığı” dediğimizde ise belirli yaş ve sigortalılık şartlarının gerçekleşmesiyle bağlanan bir sosyal sigorta aylığı kavramı öne çıkar.

İşte burada şu soruyu sormak zorundayız:

Emeklilik yalnızca yaşa ulaşmanın karşılığı mıdır, yoksa yıllarca verilen emeğin karşılığı mıdır?

Bizim için cevap açıktır:

Emeklilik, çalışanın yıllarca verdiği emeğin sosyal güvenlik hakkına dönüşmesidir.

---

5434 VE 5510 AYRIMI NEDEN SAĞLIK ÇALIŞANLARINI İLGİLENDİRİYOR?

Çünkü bugün işe başlayan genç bir sağlık çalışanı, yıllarca çalıştıktan sonra hangi emeklilik sistemi içerisinde olacağını bilmek zorundadır.

Bir başka sağlık çalışanı ise 2008 öncesindeki statüsü nedeniyle farklı hükümlere tabi olabilir.

Dolayısıyla aynı kurumda çalışanlar arasında emeklilik bakımından ortaya çıkan farklılıkların çalışanlara açık biçimde anlatılması gerekir.

Emeklilikte sürpriz olmaz.

Çalışan daha ilk günden neyle karşılaşacağını bilmelidir.

Bizim talebimiz budur.

---

SONRA BES GELİYOR...

5434 ve 5510 arasındaki farklılıklar devam ederken bu kez çalışanların karşısına BES çıkıyor.

Çalışana:

“Emeklilik döneminde ek birikimin olsun.”

deniliyor.

Elbette bireysel tasarruf önemlidir.

Ancak burada SGK ile BES'in birbirine karıştırılmaması gerekir.

SGK başka, BES başka.

SGK sosyal güvenlik hakkının temel unsurudur.

BES ise kişinin emeklilik döneminde ilave birikim oluşturmasını amaçlayan ayrı bir sistemdir.

Dolayısıyla BES'te birikim yapılması, SGK'dan bağlanacak yaşlılık aylığının yerine geçmez.

Burada sorumuz şudur:

Çalışan neden temel emeklilik gelirini güçlendirmek için ayrıca kendi cebinden ikinci bir emeklilik birikimi yapmak zorunda kalıyor?

---

ŞİMDİ DE TAMAMLAYICI EMEKLİLİK SİSTEMİ

Ve şimdi sosyal güvenlik tartışmasının yeni başlığı:

Tamamlayıcı Emeklilik Sistemi.

Burada da aynı soruyu sormak zorundayız:

Bu sistem SGK'nın yerine mi gelecek?

Hayır.

BES'in yerine mi gelecek?

Bunun da açıkça ortaya konulması gerekir.

Yoksa SGK'nın üzerine gerçekten tamamlayıcı bir ikinci basamak mı oluşturulacak?

Çalışanın bilmesi gereken budur.

Eğer tamamlayıcı emeklilik sistemi kurulacaksa, çalışan;

hangi katkıyı kendisinin yapacağını,

işveren katkısının ne olacağını,

devlet katkısının nasıl işleyeceğini,

birikimin nasıl değerlendirileceğini,

emeklilikte nasıl kullanılacağını

ve en önemlisi maaşından ne kadar kesileceğini önceden bilmelidir.

Çünkü sağlık çalışanı artık haklı olarak şunu soracaktır:

“SGK primi ödüyorum, BES'e para yatırıyorum; şimdi bir de tamamlayıcı emeklilik için mi ödeme yapacağım?”

İşte bu sorunun cevabı açık olmalıdır.

---

ÜÇ SİSTEM, TEK ÇALIŞAN

Bugün sağlık çalışanının karşısında;

5434

5510

BES

ve gündemdeki

Tamamlayıcı Emeklilik Sistemi

başlıkları bulunuyor.

Ancak bütün bunların ortasında tek bir insan var:

ÇALIŞAN.

Ve o çalışanın maaşı sınırsız değil.

Bu nedenle yeni sistemler getirilirken çalışanlara yalnızca “gelecekte daha fazla gelir” söylenmemelidir.

Çalışanın bugün cebinden çıkacak para da açıklanmalıdır.

Çünkü çalışan bugün de yaşamak zorundadır.

---

BİZİM İÇİN ÇÖZÜM: GÜÇLÜ SGK, ADİL EMEKLİLİK, GERÇEK ÜCRET

Bizim yaklaşımımız nettir.

5434 ve 5510 arasındaki farklılıklar çalışan lehine adil biçimde değerlendirilmelidir.

Çalışanın gerçek emeğinin sosyal güvenlik sistemine yansıması sağlanmalıdır.

Nöbet, ek ödeme, teşvik, döner sermaye ve diğer gelirlerin emekliliğe etkisi açıkça ortaya konulmalıdır.

BES, SGK'nın alternatifi hâline getirilmemelidir.

Tamamlayıcı emeklilik, temel sosyal güvenlik hakkının yerine geçirilmemelidir.

Ve hiçbir yeni sistem, çalışanın maaşından yapılan kesintilerin nereye gittiğini belirsiz hâle getirmemelidir.

---

BİZİM SORUMUZ ÇOK BASİT

5434'ten 5510'a geçtik.

“Emekli maaşı” kavramından “yaşlılık aylığı” kavramına geldik.

Şimdi BES'i konuşuyoruz.

Şimdi de tamamlayıcı emeklilik sistemini konuşuyoruz.

Peki sağlık çalışanının temel sorusu ne?

“Ben bütün çalışma hayatım boyunca ne kadar ödeyeceğim ve emekli olduğumda ne alacağım?”

İşte bütün sistemlerin cevabı bu soruda birleşmelidir.

Çünkü sistemin adı ne olursa olsun;

çalışanın emeği görünmez olmamalıdır.

Primleri karşılıksız kalmamalıdır.

Emekliliği belirsizliğe bırakılmamalıdır.

Ve sağlık çalışanının geleceği sürekli yeni kesinti modellerine havale edilmemelidir.

Emeklilik bir kelime oyunu değildir.

Emeklilik, yıllarca verilen emeğin karşılığıdır.

Sağlık çalışanının geleceği “yaşlılık aylığı”, BES veya tamamlayıcı sistem başlıkları arasında kaybolmamalıdır.

Sağlık çalışanı bugün hastasına “yarını düşün” diyor.

Biz de bugün soruyoruz:

SAĞLIK ÇALIŞANININ YARININI KİM DÜŞÜNECEK?

Tamer BAYRAK
Alternatif Sağlık Sen Genel Başkanı EMEKLİ MAAŞINDAN YAŞLILIK AYLIĞINA, BES’TEN TAMAMLAYICI EMEKLİLİĞE:

SAĞLIK ÇALIŞANININ EMEKLİLİĞİ NEREYE GİDİYOR?

Türkiye'de sağlık çalışanlarının emekliliğini konuşurken artık yalnızca “kaç yaşında emekli olacağız?” sorusunu sormak yetmez.

Asıl sorumuz şudur:

Bugün ödediğimiz primlerin, keseneklerin ve yaptığımız emeğin karşılığını yarın nasıl alacağız?

Çünkü sağlık çalışanlarının emeklilik sistemi yıllar içinde önemli değişikliklerden geçti.

Bir tarafta 5434 sayılı T.C. Emekli Sandığı Kanunu kapsamında bulunan çalışanlar, diğer tarafta 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu kapsamında bulunan çalışanlar var.

Bunun üzerine bir de BES ve gündeme gelen Tamamlayıcı Emeklilik Sistemi tartışmaları ekleniyor.

Dolayısıyla bugün sağlık çalışanının önünde tek bir emeklilik sistemi değil, birbirinden farklı kurallara sahip birden fazla yapı bulunuyor.

Ve çalışan haklı olarak soruyor:

“Ben hangi sisteme tabiyim ve emekli olduğumda bana ne bağlanacak?”

---

5434'TEN 5510'A: AYNI MESLEK, FARKLI EMEKLİLİK KURALLARI

2008 yılı Ekim ayı başından önce kamu görevlisi olanların önemli bir bölümü bakımından 5434 sayılı Emekli Sandığı Kanunu hükümleri uygulanmaya devam ederken, bu tarihten sonra ilk defa kamu görevlisi olanlar 5510 sayılı Kanun kapsamında değerlendirilmektedir.

Bu ayrım sağlık çalışanlarının emeklilik geleceği açısından son derece önemlidir.

Çünkü aynı hastanede;

aynı serviste,

aynı meslekte,

aynı işi yapan,

aynı nöbeti tutan

iki sağlık çalışanı farklı sosyal güvenlik hükümlerine tabi olabilmektedir.

Aynı emek, farklı sosyal güvenlik rejimi.

İşte sağlık çalışanlarının bugün tartışması gereken en önemli konulardan biri budur.

5434 ile 5510 arasındaki fark yalnızca bir kanun numarası değildir.

Bu fark;

emeklilik şartlarını,

emekli aylığının hesaplanmasını,

prime/kesenek esas kazanç yapısını

ve dolayısıyla çalışanın emeklilikte karşılaşacağı tabloyu etkileyebilmektedir.

Bu nedenle 5434 ve 5510 arasındaki farklar sağlık çalışanlarına teknik hukuk diliyle değil, herkesin anlayabileceği şekilde anlatılmalıdır.

Çalışan daha emekliliğine yıllar varken şunu bilmelidir:

“Ben hangi sisteme tabiyim?”

“Hangi kazançlarım emeklilik hesabında dikkate alınıyor?”

“Bugün ödediğim prim veya kesenek yarın emekli aylığıma nasıl yansıyor?”

---

5510'LA BİRLİKTE NEDEN “EMEKLİ MAAŞI” DEĞİL, “YAŞLILIK AYLIĞI”?

Tam da burada kavramlar karşımıza çıkıyor.

5434 denildiğinde geleneksel olarak emekli aylığı kavramı öne çıkarken, 5510 kapsamında SGK tarafından yaşlılık aylığı terminolojisi kullanılmaktadır.

Elbette bunun sosyal güvenlik hukukunda teknik bir karşılığı vardır.

Ancak bizim tartışmamız yalnızca kelimelerden ibaret değildir.

Çünkü kelimeler, bazen sistemin çalışan tarafından nasıl algılandığını da belirler.

“Emekli maaşı” dediğimizde akla yıllarca çalışmanın, hizmetin, primin ve emeğin karşılığı gelir.

“Yaşlılık aylığı” dediğimizde ise belirli yaş ve sigortalılık şartlarının gerçekleşmesiyle bağlanan bir sosyal sigorta aylığı kavramı öne çıkar.

İşte burada şu soruyu sormak zorundayız:

Emeklilik yalnızca yaşa ulaşmanın karşılığı mıdır, yoksa yıllarca verilen emeğin karşılığı mıdır?

Bizim için cevap açıktır:

Emeklilik, çalışanın yıllarca verdiği emeğin sosyal güvenlik hakkına dönüşmesidir.

---

5434 VE 5510 AYRIMI NEDEN SAĞLIK ÇALIŞANLARINI İLGİLENDİRİYOR?

Çünkü bugün işe başlayan genç bir sağlık çalışanı, yıllarca çalıştıktan sonra hangi emeklilik sistemi içerisinde olacağını bilmek zorundadır.

Bir başka sağlık çalışanı ise 2008 öncesindeki statüsü nedeniyle farklı hükümlere tabi olabilir.

Dolayısıyla aynı kurumda çalışanlar arasında emeklilik bakımından ortaya çıkan farklılıkların çalışanlara açık biçimde anlatılması gerekir.

Emeklilikte sürpriz olmaz.

Çalışan daha ilk günden neyle karşılaşacağını bilmelidir.

Bizim talebimiz budur.

---

SONRA BES GELİYOR...

5434 ve 5510 arasındaki farklılıklar devam ederken bu kez çalışanların karşısına BES çıkıyor.

Çalışana:

“Emeklilik döneminde ek birikimin olsun.”

deniliyor.

Elbette bireysel tasarruf önemlidir.

Ancak burada SGK ile BES'in birbirine karıştırılmaması gerekir.

SGK başka, BES başka.

SGK sosyal güvenlik hakkının temel unsurudur.

BES ise kişinin emeklilik döneminde ilave birikim oluşturmasını amaçlayan ayrı bir sistemdir.

Dolayısıyla BES'te birikim yapılması, SGK'dan bağlanacak yaşlılık aylığının yerine geçmez.

Burada sorumuz şudur:

Çalışan neden temel emeklilik gelirini güçlendirmek için ayrıca kendi cebinden ikinci bir emeklilik birikimi yapmak zorunda kalıyor?

---

ŞİMDİ DE TAMAMLAYICI EMEKLİLİK SİSTEMİ

Ve şimdi sosyal güvenlik tartışmasının yeni başlığı:

Tamamlayıcı Emeklilik Sistemi.

Burada da aynı soruyu sormak zorundayız:

Bu sistem SGK'nın yerine mi gelecek?

Hayır.

BES'in yerine mi gelecek?

Bunun da açıkça ortaya konulması gerekir.

Yoksa SGK'nın üzerine gerçekten tamamlayıcı bir ikinci basamak mı oluşturulacak?

Çalışanın bilmesi gereken budur.

Eğer tamamlayıcı emeklilik sistemi kurulacaksa, çalışan;

hangi katkıyı kendisinin yapacağını,

işveren katkısının ne olacağını,

devlet katkısının nasıl işleyeceğini,

birikimin nasıl değerlendirileceğini,

emeklilikte nasıl kullanılacağını

ve en önemlisi maaşından ne kadar kesileceğini önceden bilmelidir.

Çünkü sağlık çalışanı artık haklı olarak şunu soracaktır:

“SGK primi ödüyorum, BES'e para yatırıyorum; şimdi bir de tamamlayıcı emeklilik için mi ödeme yapacağım?”

İşte bu sorunun cevabı açık olmalıdır.

---

ÜÇ SİSTEM, TEK ÇALIŞAN

Bugün sağlık çalışanının karşısında;

5434

5510

BES

ve gündemdeki

Tamamlayıcı Emeklilik Sistemi

başlıkları bulunuyor.

Ancak bütün bunların ortasında tek bir insan var:

ÇALIŞAN.

Ve o çalışanın maaşı sınırsız değil.

Bu nedenle yeni sistemler getirilirken çalışanlara yalnızca “gelecekte daha fazla gelir” söylenmemelidir.

Çalışanın bugün cebinden çıkacak para da açıklanmalıdır.

Çünkü çalışan bugün de yaşamak zorundadır.

---

BİZİM İÇİN ÇÖZÜM: GÜÇLÜ SGK, ADİL EMEKLİLİK, GERÇEK ÜCRET

Bizim yaklaşımımız nettir.

5434 ve 5510 arasındaki farklılıklar çalışan lehine adil biçimde değerlendirilmelidir.

Çalışanın gerçek emeğinin sosyal güvenlik sistemine yansıması sağlanmalıdır.

Nöbet, ek ödeme, teşvik, döner sermaye ve diğer gelirlerin emekliliğe etkisi açıkça ortaya konulmalıdır.

BES, SGK'nın alternatifi hâline getirilmemelidir.

Tamamlayıcı emeklilik, temel sosyal güvenlik hakkının yerine geçirilmemelidir.

Ve hiçbir yeni sistem, çalışanın maaşından yapılan kesintilerin nereye gittiğini belirsiz hâle getirmemelidir.

---

BİZİM SORUMUZ ÇOK BASİT

5434'ten 5510'a geçtik.

“Emekli maaşı” kavramından “yaşlılık aylığı” kavramına geldik.

Şimdi BES'i konuşuyoruz.

Şimdi de tamamlayıcı emeklilik sistemini konuşuyoruz.

Peki sağlık çalışanının temel sorusu ne?

“Ben bütün çalışma hayatım boyunca ne kadar ödeyeceğim ve emekli olduğumda ne alacağım?”

İşte bütün sistemlerin cevabı bu soruda birleşmelidir.

Çünkü sistemin adı ne olursa olsun;

çalışanın emeği görünmez olmamalıdır.

Primleri karşılıksız kalmamalıdır.

Emekliliği belirsizliğe bırakılmamalıdır.

Ve sağlık çalışanının geleceği sürekli yeni kesinti modellerine havale edilmemelidir.

Emeklilik bir kelime oyunu değildir.

Emeklilik, yıllarca verilen emeğin karşılığıdır.

Sağlık çalışanının geleceği “yaşlılık aylığı”, BES veya tamamlayıcı sistem başlıkları arasında kaybolmamalıdır.

Sağlık çalışanı bugün hastasına “yarını düşün” diyor.

Biz de bugün soruyoruz:

SAĞLIK ÇALIŞANININ YARININI KİM DÜŞÜNECEK?

Tamer BAYRAK
Alternatif SağlıkSen

Genel Başkanı


03.10.2026






Okunma Sayısı: 278


216.73.217.60








DİĞER HABERLER

Başkan'ın Mesajı
Duyurular
Ankara Hava Durumu
Reklam
Dosya İndirme Panosu

 

© Copyright 2024  V4.4 Tüm Hakları Saklıdır.


Top