| Merkez Bankası Döviz Kuru | |||
| ALIŞ | SATIŞ | ||
| USD | 47,6260 | 47,7118 | |
| EURO | 55,0422 | 55,1414 | |
Sendikal Baskıya Kimden Gelirse Gelsin Karşıyız
Çalışanların sendika seçme özgürlüğü, Anayasa ile güvence altına alınmış temel bir haktır. Hiçbir siyasi parti, hiçbir sendika ve hiçbir yönetici; çalışanların özgür iradesine baskı yapma, mobbing uygulama veya sendikal tercihlerini yönlendirme hakkına sahip değildir.
Ne var ki çalışma hayatında yıllardır bunun tam tersine tanıklık ediyoruz.
Geçmişte iktidar ortağı olduğu dönemlerde, kendisi gibi düşünmeyen sendikalara ve onların üyelerine yönelik baskılar, sürgün niteliğindeki görevlendirmeler, ayrımcı uygulamalar ve yıldırma politikalarıyla anılan siyasi anlayışın bazı temsilcilerinin, bugün sendikal baskı ve mobbing konusunda yüksek sesle açıklamalar yapması kamuoyunda haklı olarak bir çelişki algısı oluşturmaktadır.
Halk arasında bu durumu anlatan çok anlamlı bir söz vardır:
“Bu nasıl perhiz, bu nasıl lahana turşusu?”
Defalarca ifade ettiğimiz gibi, sendikacılığın bugün güven kaybı yaşamasının en önemli sebeplerinden biri; sendikaların çalışanların haklarını savunmak yerine siyasi hesapların bir parçası hâline gelmesidir.
Bir dönem yetkili olan sendikanın, farklı sendikalara üye olan çalışanlar üzerinde kurduğu baskılar hâlâ hafızalardadır. Daha sonra yetkiyi devralan başka bir sendika ise siyasi iktidarın desteğini de arkasına alarak benzer uygulamaları sürdürmüş, hatta birçok çalışanın iddiasına göre baskı ve mobbingin dozunu daha da artırmıştır.
Bugün yöntemler değişmiş gibi görünse de çalışanlar üzerindeki sendikal baskının tamamen sona erdiğini söylemek ne yazık ki mümkün değildir.
Dün yapılan haksızlıklara sessiz kalanların, bugün aynı uygulamalardan şikâyet etmeleri elbette değerlidir; ancak bu söylemlerin inandırıcı olabilmesi için önce geçmişle samimi bir yüzleşme ve özeleştiri yapılması gerekir.
Atalarımızın dediği gibi:
“Dün yediğin hurmalar bugün tırmalar.”
Hukuksuzluk, ayrımcılık ve baskı günü geldiğinde herkesi etkiler.
Bugün gelinen noktada çalışanların önemli bir kısmı, sendikal rekabetin değil, siyasi rekabetin bedelini ödemektedir. Bu tablo ne sendikacılığa ne de çalışma barışına katkı sağlamaktadır.
Bizim tavrımız nettir:
Kim yaparsa yapsın, hangi sendikadan veya hangi siyasi görüşten gelirse gelsin; baskıya, mobbinge, sürgün anlayışına ve sendikal ayrımcılığa karşıyız.
Gerçek sendikacılık; korku üreten değil güven veren, ayrıştıran değil birleştiren, siyasi hesapların değil emeğin ve hukukun yanında duran sendikacılıktır.
Artık promosyon sendikacılığı yapmaktan vazgeçilmeli, çalışanların gerçek sorunlarına odaklanılmalıdır.
Çalışanların tek beklentisi; baskının değil hukukun, korkunun değil özgür iradenin hâkim olduğu bir çalışma hayatıdır.
Bunun gerçekleşmesi ise tüm sendikaların ve tüm siyasi aktörlerin samimi, tutarlı ve demokratik bir anlayış benimsemesiyle mümkün olacaktır.
Tamer BAYRAK
Alternatif Sağlık Sen
Genel Başkanı