| Merkez Bankası Döviz Kuru | |||
| ALIŞ | SATIŞ | ||
| USD | 47,6260 | 47,7118 | |
| EURO | 55,0422 | 55,1414 | |
Sağlık Bakanlığı'nın geçici görevlendirmeler konusunda il sağlık müdürlüklerine gönderdiği talimat, yıllardır beklenen bir adımdır. Yönetmelik zaten açıktı. Re'sen yapılan geçici görevlendirmelerin süresi belliydi, isteğe bağlı görevlendirmelerin de sınırları belliydi. Buna rağmen birçok ilde bu kuralların uzun süre uygulanmadığı yönünde ciddi eleştiriler dile getirildi.
Peki, yıllardır uygulanmayan yönetmelik bugün neden yeniden hatırlandı?
Bunun cevabını sadece hukukta aramak yeterli değildir. Ekonomik kriz, kamuda tasarruf politikaları, Hazine ve Maliye Bakanlığı'nın sınırlı kadro politikası ve yeni personel alımlarındaki yetersizlik, mevcut sistemin artık yürütülemez hâle geldiğini göstermektedir. Personel alamayan bir idare, eksikliği geçici görevlendirmelerle kapatmaya çalıştı. Ancak bu yöntem, sağlık çalışanlarının omuzlarına daha fazla yük bindirmekten başka bir sonuç doğurmadı.
Asıl sorun ise bunun da ötesindedir.
Türkiye'de kamu yönetiminin en büyük yaralarından biri, liyakat tartışmalarıdır. Sağlık teşkilatı da bu tartışmaların dışında değildir. Uzun yıllardır sağlık çalışanları arasında; bazı görevlendirme ve idari kararların objektif kriterlerden uzaklaştığı, sendikal veya siyasi yakınlığın etkili olduğu yönünde güçlü bir algı oluşmuştur. Böyle bir algının bile oluşması, kamu yönetimi açısından ciddi bir uyarıdır. Çünkü devlet, yalnızca tarafsız olmakla değil, tarafsız görünebilmekle de yükümlüdür.
İl Sağlık Müdürlükleri, devlet adına görev yapan kurumlardır. Ancak zaman zaman bu müdürlüklerin, siyasi iktidarın ya da yerelde etkili siyasi aktörlerin beklentileri doğrultusunda hareket ettiği yönündeki eleştiriler kamuoyunda sıkça dile getirilmektedir. Devlet kurumları hiçbir siyasi partinin il teşkilatı değildir. İktidar partisi de, iktidar ortağı da, muhalefet de kamu idaresi üzerinde vesayet kuramaz. Kamu görevlisinin tek bağlılığı Anayasa'ya, kanuna ve milletedir.
Alternatif Sağlık-Sen olarak yıllardır söylediğimiz budur: Sağlık hizmeti siyasi sadakatle değil, mesleki liyakatle yürütülür. Hastanın hayatını kurtaran şey sendika rozeti değil; bilgi, tecrübe ve ehliyettir. Kamu hizmetinin kalitesini belirleyen unsur da siyasi yakınlık değil, adaletli yönetimdir.
Bugün birçok sağlık çalışanı aynı soruyu sormaktadır: Neden bazı personel yıllarca masa başında kalırken, bazıları sürekli en ağır birimlere gönderilmektedir? Neden aynı unvana sahip çalışanlar arasında bu kadar büyük uygulama farklılıkları oluşmaktadır? Eğer bütün işlemler hukuka uygunsa, bu görevlendirmelerin objektif kriterleri neden kamuoyuna açık ve denetlenebilir değildir?
Sağlık çalışanlarının moralini bozan sadece iş yükü değildir. Adalet duygusunun zedelenmesidir. Aynı kurumda çalışan insanların farklı muamele gördüğüne inanması, çalışma barışını yok eder. Kurumu ayakta tutan bina değil, adalettir.
Sağlık Bakanlığı'nın gönderdiği son talimat olumlu bir başlangıçtır. Ancak gerçek reform bununla sınırlı kalmamalıdır. Yönetmeliğe aykırı uygulamaların neden yıllarca sürdüğü incelenmeli, idari denetimler etkin şekilde yapılmalı ve benzer sorunların tekrar yaşanmaması için hesap verebilir bir yönetim anlayışı oluşturulmalıdır.
Bunun yanında aile birliği nedeniyle tayin bekleyenler, sağlık mazereti bulunanlar, can güvenliği riski yaşayanlar, engelli bireye veya ağır hasta yakınına bakan sağlık çalışanları için de daha adil ve insani çözümler üretilmelidir. Devlet, çalışanını koruyabildiği ölçüde güçlüdür.
Bugün Sağlık Bakanlığı'nın önünde tarihi bir fırsat bulunmaktadır. Ya geçmişin hatalarını görmezden gelerek günü kurtaran uygulamalara devam edecek ya da liyakatin, hukukun ve şeffaflığın hâkim olduğu yeni bir kamu yönetimi anlayışını hayata geçirecektir.
Alternatif Sağlık-Sen olarak çağrımız açıktır: İl sağlık müdürlükleri siyasi etkilerden tamamen arındırılmalı, sendikal veya kişisel yakınlık iddialarına zemin hazırlayan uygulamalar son bulmalı, görevlendirme ve atamalarda tek ölçü kamu yararı, hizmet gerekleri ve liyakat olmalıdır.
Çünkü güçlü devlet; hukukun kişilere göre değişmediği, kamu yönetiminin siyasetin gölgesinden kurtulduğu ve her çalışanın eşit muamele gördüğü devlettir. Sağlık çalışanlarının talebi de budur: Ayrıcalık değil, adalet. İmtiyaz değil, liyakat. Keyfilik değil, hukuk.
Tamer BAYRAK
Altyernatif SağlıkSen
Genel Başkanı