| Merkez Bankası Döviz Kuru | |||
| ALIŞ | SATIŞ | ||
| USD | 44,4155 | 44,4955 | |
| EURO | 51,1885 | 51,2807 | |
Kamu Yönetiminde Liyakat Krizi: Sendikal Referansın Gölgesinde Kalan İdari Personel
?Kamu kurumları, bir devletin işleyiş mekanizmasının kalbidir. Bu mekanizmanın sağlıklı işlemesi ise tek bir temel direğe bağlıdır: Liyakat. Ancak günümüzde üniversitelerden bakanlıklara kadar pek çok kamu kurumunda, liyakat ilkesinin yerini “sendikal aidiyetin” aldığı bir yapısal dönüşüm gözlemlenmektedir. Özellikle 2547
sayılı Kanun gibi katı hiyerarşik yapılar altında görev yapan idari personel için bu durum, sadece bir kariyer engeli değil, aynı zamanda kronikleşmiş bir hak gaspına dönüşmektedir.
?Kariyer Basamaklarında “Sendikal Baraj”
?Bir kamu görevlisinin eğitim düzeyi, hizmet süresi ve yetkinliği, görevde yükselme süreçlerinde en belirleyici unsurlar olmalıdır. Fakat sendikaların siyasi birer referans merkezine dönüştüğü sistemlerde, mülakat aşamaları birer “sadakat filtresi” işlevi görmektedir. Kişinin hangi sendikaya üye olduğu, işindeki başarısının önüne
geçtiğinde, liyakatli kadrolar yerini biat kültürüne bırakır. Bu durum, nitelikli personelin
küskünlüğüne, çalışma barışının bozulmasına ve nihayetinde kamu hizmetinin kalitesinin düşmesine neden olur.
?İdari Personelin Unutulan Hakları ve Temsil Sorunu
?Özellikle üniversitelerde görev yapan idari personel, akademik kadroların gölgesinde kalarak sık sık “görünmez çalışanlar” konumuna itilmektedir. Tayin haklarından lojman imkanlarına, ek gösterge düzenlemelerinden geliştirme ödeneklerine kadar pek çok alanda yaşanan eşitsizlikler, sendikal mücadelenin asıl gündemi olmalıdır.
?Ancak sendikalar siyasi dengeleri koruma telaşına düştüklerinde: ?Tayin ve Nakil Sorunu: Personelin aile bütünlüğünü koruyacak merkezi biratama/tayin sistemi yerine, kurum amirlerinin inisiyatifine terk edilmiş bir yapıya göz yumulur.
?Mali Haklar: Enflasyon karşısında eriyen maaşlar ve vergi dilimi adaletsizlikleri, siyasi manevralar uğruna masada “başarı” gibi sunulur. ?Görevde Yükselme: Keyfi açılan veya hiç açılmayan sınavlar, sendikaların yeterli
baskıyı kuramaması nedeniyle idari personelin kariyerini çıkmaza sokar.
?Çözüm: “Emek Odaklı” Yeni Bir Hafıza
?Kamu personel rejiminin bu çıkmazdan kurtulması için sendikaların, “iktidarın onaylayıcısı” veya “muhalefetin sözcüsü” rollerinden sıyrılması şarttır. Gerçek bir hak mücadelesi için şu adımlar kritiktir:
?Mülakatın Kaldırılması: Görevde yükselme ve unvan değişikliği sınavlarında liyakati esas alan, objektif ve şeffaf bir puanlama sisteminin tavizsiz savunulması.
?Mesleki Aidiyetin Güçlendirilmesi: Sendikaların, üyelerini siyasi görüşlerine göredeğil, mesleki unvanları ve ortak sorunları etrafında birleştirmesi.
?Yasal Düzenleme Baskısı: Özellikle 2547 sayılı Kanun’da idari personelin haklarınıkoruyacak, tayin ve özlük haklarını güvence altına alacak reformlar için siyaset üstübir lobi faaliyeti yürütülmesi.
?Sendikacılık, bir partinin arka bahçesi ya da bir siyasetçinin basamağı değildir. Eğerbir sendika, üyesinin liyakatle hak ettiği koltuğu değil de, “kendi adamının” haksızyükselişini alkışlıyorsa, o yapı emeğe ihanet ediyor demektir. Kamu idaresinde adaletiyeniden tesis etmenin yolu, sendikaların siyasetten bağımsızlaşarak sadece vesadece hukukun ve emeğin yanında saf tutmasından geçmektedir.