| Merkez Bankası Döviz Kuru | |||
| ALIŞ | SATIŞ | ||
| USD | 44,4306 | 44,5107 | |
| EURO | 51,2867 | 51,3791 | |
Mart ayı Enflasyon Verilerinin Kamu Çalışanları ve Emeklileri Üzerindeki Etkisi
Bugün açıklanan Mart ayı enflasyon verileri, kamu çalışanlarının ve emeklilerinin alım gücündeki erimenin sadece bir istatistik değil, acı bir yaşam gerçeği olduğunu bir kez daha kanıtlamıştır. TÜİK tarafından aylık %1,94 ve yıllık %30,87 olarak ilan edilen veriler, memur maaş zamlarının daha ilk çeyrekte nasıl buharlaştığını göstermektedir.
Enflasyon Farkı Değil, "Geçim Farkı" İstiyoruz!
2026 yılının ilk altı ayı için belirlenen %11’lik toplu sözleşme zammı, henüz yılın üçüncü ayında resmi enflasyonun dahi gerisinde kalma tehlikesiyle karşı karşıyadır. Ocak ayındaki %4,84 ve Şubat ayındaki %2,96’lık artışların ardından Mart verisiyle birlikte kümülatif enflasyon, memur zammını tehdit eder noktaya ulaşmıştır.
Bu tablo çerçevesinde temel eleştirilerimiz şunlardır:
Maaşlar Kağıt Üzerinde Artıyor, Cepte Azalıyor: Ocak ayında yapılan artış, vergi dilimleri ve temel ihtiyaç maddelerindeki (gıda, barınma, enerji) reel fiyat artışları karşısında tamamen etkisiz kalmıştır. Memur, enflasyon farkını almak için 6 ay beklemek zorunda bırakılmakta; bu süre zarfında ise cepten harcayarak enflasyonu finanse etmektedir.
2547 Sayılı Kanun ve Akademik/İdari Personel Mağduriyeti: Özellikle üniversitelerde görev yapan idari ve akademik personelin özlük hakları ve maaş skalaları, artan yaşam maliyetleri karşısında yapısal bir krize dönüşmüştür. Meritokrasiden uzaklaşan ücret politikaları ve yetersiz kalan ek ders/mesai ücretleri, kamu hizmetinin kalitesini de riske atmaktadır.
Sepet Gerçekçi Değil: Memurun harcama sepetinde aslan payını alan kira ve gıda kalemlerindeki artışın, genel TÜFE’nin çok üzerinde olduğu ortadadır. Maaş hesaplamalarında kullanılan "ortalama" rakamlar, büyükşehirlerde görev yapan bir devlet memurunun kira ve ulaşım çıkmazını yansıtmamaktadır.
Taleplerimiz
Enflasyonun bir "gizli vergi" gibi memurun cebine el uzatmasına izin verilmemelidir. Bu bağlamda hükümete ve yetkili sendikalara çağrımızdır:
Eşel Mobil Sistemi: Enflasyon farkının 6 ayda bir değil, her ay maaşlara yansıtıldığı bir sisteme ivedilikle geçilmelidir.
Refah Payı Düzenlemesi: Sadece enflasyon farkı değil, ekonomik büyümeden pay alan "gerçek" bir zam oranı belirlenmelidir.
Kira Yardımı: Kamu çalışanlarına, görev yaptıkları illerin rayiç bedelleri dikkate alınarak acilen "Büyükşehir ve Kira Tazminatı" ödenmelidir.
Alternatif Sağlık Sen Kamu görevlilerinin, istatistik oyunlarının değil, insanca yaşamayı mümkün kılacak adil bir ücret politikasının takipçisidir.
Tamer BAYRAK
Alternatif Sağlık Sen
Genel Başkanı