| Merkez Bankası Döviz Kuru | |||
| ALIŞ | SATIŞ | ||
| USD | 43,8026 | 43,8816 | |
| EURO | 51,7119 | 51,8051 | |
Kamu Hastanelerinin “Çok Tehlikeli” Sınıftan “Tehlikeli” Sınıfa İndirilmesi Girişimi
Alternatif Sağlık Sen olarak bunu gündeme getirenlere hatırlatmak istiyoruz. “Siz insanlara “Sağlığınızı önemsemeyin” diyorsunuz.
17 Şubat Salı günü(bugün), Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın Tehlike Sınıfları Komisyonu’nda, Sağlık Bakanlığı’na bağlı kamu hastanelerinin “çok tehlikeli” işyeri sınıfından “tehlikeli” sınıfa indirilmesini öngören teklif, 6’ya karşı 5 oyla reddedildi. Alternatif Sağlık Sen Sendikası olarak bu 6 kişiye sağ duyularından dolayı teşekkür ediyoruz. Diğer beş kişiye de şunu hatırlatmak istiyoruz Covid-19 sürecini hatırlayın ve unutmayın Sağlık Sitemi ve Sağlık profesyonelleri herkese her daim gerekli unsurlardır. Acaba bu kişiler hastaneleri hiç gezmişler mi? Ne işler yapılıyor biliyorlar mı? Sahada o kadar kopuklar ki sadece kendilerine verilen görevi yapan yani komutla çalışan robot olmuşlar.
Evet çok sinirliyim önce insan olarak çok sinirliyim. Sonrasında bir sağlık profesyoneli olduğum için sinirliyim. Gerçi son yıllarda ne sağlık profesyonellerinin nede hastaların çokta bir önemi yok kazı kazan mantığı hakim buda bu oyunun özelleştirme öncesi bir hamlesi olduğunu düşünüyoruz.
Yapılan bu hamle, hasta ve çalışanlara güvenli bir ortam değildir ve ciddi bir tehdittir. Hastanelerde riskler hep vardır. Enfeksiyon, kimyasallar, radyasyon, yorgunluk, vardiyalı iş, yoğun stres ve şiddet hastanelerde her gün görülür. Sağlık çalışanları zaten çok yorulur ve zor şartlarda çalışır.
Tehlike sınıfını düşürmek onları daha korumasız kılar ve riskleri azaltmaz, aksine artırır. Bu karar, sadece çalışanları değil, hastaları da etkiler. Çünkü güvenli bir ortamda iyi hizmet verilir. Çalışanların güvenliği yoksa hastalar da güvende değildir. Yorgun ve tükenmiş çalışanlar bu durumu en açık şekilde gösterir. Onların emeği değersizleştirilmemelidir.
Sağlık alanında güvenlikten ödün verilmemelidir. Gerçek olan “çok tehlikeli” sınıftır ve bu korunmalıdır. Bu tartışma sadece teknik değildir, çalışanların ve hastaların hakkını ile kamu hizmetinin niteliğini yakından ilgilendirir. Ayrıca Sağlık politikalarıyla ilgili önemli bir konuya işaret eder.
Bu karar bugünlerde neden gündeme geldi?
Ne amaçlandı?
Hastaların ve çalışanların hayatı bu kadar kolay harcanabilir mi?

Tehlike Sınıfı Nedir? Türkiye’de işyerleri, yaptıkları işe göre üçe ayrılır: “az tehlikeli”, “tehlikeli” ve “çok tehlikeli” sınıflar.
Bu sınıflar iş sağlığı ve güvenliğinde yükümlülükleri belirler:
• İş güvenliği uzmanı görevlendirme süresi
• İş yeri hekimi hizmet süresi
• Risk analizi sıklığı
• Çalışanlara eğitim süresi
• Acil durum planı
• Denetim yoğunluğu “Çok tehlikeli” sınıfta yükümlülükler ağırdır; daha çok uzman, daha sık denetim, daha fazla önlem gerekir. Çünkü burada yüksek risk vardır. Kamu hastaneleri neden “çok tehlikeli” sınıftadır?
• Bulaşıcı hastalık riski
• Kan ve vücut sıvısı ile temas
• Kesici-delici alet yaralanmaları
• Radyasyon
• Kimyasal maddeler
• 24 saat çalışma ve büyük stres
• Şiddet Pandemi sonrası hastanelerin ne kadar riskli olduğu herkes için açıktır. Düşürme Girişiminin Sebebi Ne? Kamu hastanelerinin tehlike sınıfını düşürme isteğinin birkaç nedeni olabilir.
a) Maliyet Azaltma Tehlike sınıfı düştüğünde:
• Uzman ve hekim hizmet süresi azalır
• Eğitim süresi azalır
• Risk analizi azalır Bu, kamuya daha az maliyet demektir.
Burada sorulması gereken en önemli soru şu: İş sağlığında tasarruf olur mu? Zaten az personel ve ağır iş yükü olan hastanelerde koruma azalırsa çalışan ve hasta daha savunmasız olur.
b) Bürokrasiyi Azaltmak Bazı idareler “çok tehlikeli” sınıfın yüklerini fazla görür. Ama önemli olan kolaylık değil, insan sağlığıdır.
c) Özelleştirme ve Piyasa Mantığı Belki de sağlık sistemini piyasaya daha yakın yapmak isteniyor. Kamu hastaneleri “çok tehlikeli” statüsünden çıkarılırsa: • Risk algısı azalır
• İşletme mantığı öne çıkar
• Hizmet bir maliyet kalemi gibi görülür Bu, uzun vadede kamusal niteliği azaltır ve özelleştirme tartışmalarını tetikleyebilir. Yani hastaneler, fabrika gibi ele alınıp risk seviyesini idari olarak düşürmek “satış” anlamı taşımaz ama tehlikeli bir sürecin başını açar.
Hastaların ve Çalışanların Hayatı Ucuz mu? Bir hastane ortamini düşünelim:
• Acil serviste yüzlerce hasta
• Enfeksiyon riski
• Yoğun bakımda çok hassas işlemler
• Onkoloji servisinde ilaçlar
• Radyoloji biriminde radyasyon
• Kriz anları ve şiddet Bu ortamı “tehlikeli” olarak tanımlamak gerçeği karşılamaz. Çalışanların riskleri sadece fiziksel değil:
• Tükenmişlik
• Psikolojik baskı
• Mobing
• Şiddet
• Uzun nöbetler
Sınıfı düşürmek riskleri ortadan kaldırmaz, sadece kağıt üzerinde algıyı değiştirir. Ama hukuken yükümlülükler azalır, koruma da azalır. Bu girişim çok önemli ve tartışmalı bir mesele. Kamu Hizmetinde Risk Yönetimi Sağlık hizmeti sıradan bir iş değildir, anayasal bir haktır, kamu hastaneleri kar amacıyla çalışmaz. Risk varsa, bunu görmezden gelmek değil, önlem almak gerekir.
“Çok tehlikeli” sınıf bunu kabul etmek demektir.
• Daha fazla denetim • Daha fazla eğitim • Daha fazla koruma • Daha fazla uzmanlık Tehlike sınıfı düşerse, risk azalmaz, yükümlülük azalır. RED Oyu Verenlere Teşekkür Komisyonda 6’ya karşı 5 ile reddedilen değişiklik çok küçük bir farkla geçmedi.
Bu konu çok önemli olduğunu gösteriyor. RED oyu veren üyelerin hassasiyeti, çalışanların güvenliği ve kamu yararı için önemlidir. Bu tutum insan hayatına verilen değerin göstergesidir. Kabul oyu verenler de az değildir, sağlık politikalarında farklı fikirler olduğunu gösterir.
Özelleştirme İddiası: Gerçek mi, Abartı mı? Kamu hastanelerinin tehlike sınıfının düşürülmesi direkt özelleştirme demek değildir ama şu sorular sorulur:
• Kamu hastaneleri performans, maliyet, verimlilik ile mi yönetiliyor?
• Sağlık çalışanı “maliyet unsuru” mu?
• Koruyucu unsur azalıyor, hizmet hacmi artıyor mu?
Buna cevap “evet” ise piyasaya yaklaşılıyor demektir. Sınıf düşürülmesi bu sürecin bir parçasıdır çünkü idari olarak risk azaldığında kamu sorumluluğu da azalır.
Bu girişim ve reddedilme bize şunu gösterdi:
1. Sağlık alanında iş sağlığı ve güvenlik hâlâ tartışmalı.
2. Kamu hastanelerinin risk seviyesi ile ilgili farklı fikirler var.
3. Maliyet ve güvenlik arasında bir çatışma mevcut. Ama unutulmaması gereken şey; sağlık çalışanının güvenliği olmadan hasta güvenliği olmaz.
Bir hastane çalışanı kendini güvende hissetmiyorsa, orada kaliteli hizmet olmaz. Tehlike sınıfını düşürme teklifleri teknik bir düzenleme gibi gösterilse de asıl mesele etik ve kamu ile ilgilidir.
Hastaneler insan hayatının en hassas yeridir. Risk seviyesini kağıt üzerinde azaltmak, gerçekleri değiştirmez. Kamu hizmetinde temel soru: Maliyet mi önemli, insan mı? Bir ülke hastanelerinin risk sınıfını azaltmayı tartışıyorsa, aslında insan hayatına verdiği değeri tartışıyor demektir.
Bize göre; komisyonun RED kararı bir idari karar değil, kamuya verilen bir mesajdır. Sağlık çalışanlarının emeği, hastaların güvenliği ve kamu yararı için riskleri azaltmak sınıfı düşürmek değil, koruma yollarını artırmakla olur…
Tamer Bayrak
Alternatif Sağlık Sen Genel Başkan