| Merkez Bankası Döviz Kuru | |||
| ALIŞ | SATIŞ | ||
| USD | 44,1325 | 44,2120 | |
| EURO | 50,9193 | 51,0111 | |
Son yıllarda ne yazık ki sağlık çalışanları her sabah evlerinden çıkarken yalnızca mesailerine gitmezler. Ne yazık ki; belirsizliğe, fiziksel ve psikolojik şiddet riskine, enfeksiyon tehlikesine, ağır iş yüküne ve duygusal yıpranmaya doğru yürürler. Toplumun en zor anlarında kapısını çaldığı hastaneler, çoğu zaman onların en büyük sınav alanıdır. Bir annenin doğum sancısında, bir babanın kalp krizinde, bir çocuğun yüksek ateşinde, bir kazazedenin hayati mücadelesinde ilk temas noktası sağlık çalışanlarıdır. Ancak bu kutsal görevin arka planında görünmeyen ciddi riskler ve fedakârlıklar vardır.
Belirsizlikle Başlayan Mesai
Bilindiği üzere sağlık alanı, planlı ve rutin bir çalışma düzeninden çok, her an değişebilen bir kriz ortamıdır. Bir hemşire sabah vardiyasına sakin bir servisle başlayabilir; ancak birkaç saat içinde acil bir müdahale, beklenmedik bir ölüm ya da yoğun bakım transferiyle karşılaşabilir. Bu belirsizlik, sürekli bir tetikte olma hali yaratır. Sürekli alarm halinde olmak ise zamanla psikolojik yıpranmaya neden olur.
Özellikle pandemi döneminde bu belirsizlik en üst seviyeye çıkmıştır. Sağlık çalışanları görünmez bir tehdide karşı savaşırken, hem kendi sağlıklarını hem de ailelerinin sağlığını riske atmıştır. Eve döndüklerinde çocuklarına sarılmaktan çekinen, kıyafetlerini kapıda çıkaran, uzun süre ailesinden uzak kalan binlerce sağlık emekçisi olmuştur. Bu süreç, onların sadece fiziksel değil, duygusal dayanıklılıklarını da sınamıştır.
Şiddet Riski: Görmezden Gelinen Tehlike
Sağlık çalışanlarının karşı karşıya kaldığı en büyük sorunlardan biri sağlıkta şiddettir. Acil servislerde, polikliniklerde ve yoğun bakım ünitelerinde zaman zaman sözlü, psikolojik hatta fiziksel saldırılar yaşanmaktadır. Bekleme süresi, tedavi memnuniyetsizliği, yanlış yönlendirilmiş öfke ya da sistemsel aksaklıklar çoğu zaman doğrudan sağlık çalışanına yöneltilmektedir.
Oysa bir hekim ya da hemşire, sistemin değil insan hayatının savunucusudur. Şiddet; sadece bireysel bir suç değil, aynı zamanda toplumsal bir sorundur. Şiddet ortamında çalışan bir sağlık personelinin motivasyonu düşer, mesleki tükenmişlik artar ve hizmet kalitesi olumsuz etkilenir. Şiddetin normalleşmesi, toplum sağlığını da doğrudan tehdit eder.
Enfeksiyon ve Mesleki Riskler
Hastaneler şifa dağıtan kurumlar olduğu kadar enfeksiyon riskinin yüksek olduğu alanlardır. Kan yoluyla bulaşan hastalıklar, solunum yolu enfeksiyonları, salgın hastalıklar ve biyolojik riskler sağlık çalışanlarının günlük gerçekliğidir. Eldiven, maske, koruyucu ekipman gibi önlemler riskleri azaltır; ancak sıfırlamaz.
Bir iğne batması, bir sıvı teması ya da yoğun bakımda geçirilen uzun saatler ciddi sağlık sonuçlarına yol açabilir. Bunun yanında radyasyon maruziyeti, kimyasal maddelerle temas ve ergonomik sorunlar da mesleki hastalık riskini artırmaktadır. Uzun süre ayakta çalışma, ağır hasta kaldırma ve vardiyalı sistem kas-iskelet sistemi problemlerine yol açmaktadır.
Ağır İş Yükü ve Tükenmişlik
Sağlık çalışanlarının en büyük yüklerinden biri de yoğun ve düzensiz çalışma saatleridir. Gece nöbetleri, 24 saatlik vardiyalar, resmi tatillerde çalışma zorunluluğu fiziksel yorgunluğu artırırken sosyal hayatı da kısıtlar. Aileyle geçirilen zaman azalır, uyku düzeni bozulur ve kronik yorgunluk gelişir.
Tükenmişlik sendromu, özellikle sağlık çalışanları arasında yaygındır. Sürekli acıya, ölüme ve travmaya tanıklık etmek; empati yorgunluğuna neden olabilir. Bir hastayı kaybettikten sonra diğer hastaya aynı profesyonellikle yaklaşmak ciddi bir psikolojik güç gerektirir. Buna rağmen toplum çoğu zaman onların duygusal yükünü görmez.
Duygusal Emek ve Vicdani Sorumluluk
Sağlık mesleği yalnızca teknik bilgi ve beceri gerektirmez; aynı zamanda yoğun bir duygusal emek ister. Bir hasta yakınına kötü haberi vermek, ağlayan bir çocuğu sakinleştirmek, yaşam mücadelesi veren bir hastanın elini tutmak profesyonel sınırların ötesinde insani bir çabadır.
Sağlık çalışanları çoğu zaman kendi duygularını bastırarak karşısındakine umut olmaya çalışır. Bu durum uzun vadede duygusal yıpranmaya yol açabilir. Ancak yine de ertesi gün aynı kararlılıkla görevine gider. Çünkü bu meslek, yalnızca bir iş değil; bir vicdan meselesidir.
Toplumsal Algı ve Değer Meselesi
Toplumda sağlık çalışanlarına yönelik algı çoğu zaman kriz dönemlerinde yükselir, normal zamanlarda ise sıradanlaşır. Oysa sağlık hizmeti kesintisiz bir mücadeledir. Bir ameliyatın başarıyla sonuçlanması, bir doğumun sağlıklı gerçekleşmesi, bir yoğun bakım hastasının iyileşmesi; görünmeyen yüzlerce emeğin sonucudur.
Sağlık çalışanlarının özlük hakları, güvenli çalışma ortamı, psikososyal destek hizmetleri ve adil çalışma koşulları güçlendirilmedikçe sistem sürdürülebilir değildir. Sağlık hizmetinin kalitesi, doğrudan çalışanların refahıyla ilişkilidir.
Çözüm Önerileri
Sağlık çalışanlarını korumak, aslında toplumun sağlığını korumaktır. Onların güvenli ve huzurlu bir ortamda çalışması, hasta güvenliğinin de teminatıdır.
Yazdıklarımı özetlersem; Her sabah evinden çıkan bir sağlık çalışanı, yalnızca mesleğine değil; insan hayatına doğru yürür. O yürüyüşte risk vardır, belirsizlik vardır, yorgunluk vardır; ama aynı zamanda umut da vardır. Bir çocuğun iyileşmesi, bir annenin kurtarılması, bir babanın yeniden ailesine kavuşması onların en büyük motivasyonudur.
Sağlık çalışanları görünmez kahramanlar değildir; onlar görünür, gerçek ve yorulan insanlardır. Alkıştan çok güvenliğe, övgüden çok adalete, fedakârlık vurgusundan çok sistemsel desteğe ihtiyaçları vardır. Unutulmamalıdır ki; sağlık çalışanlarının hayatı riske attığı bir sistemde, aslında toplumun sağlığı da risk altındadır.
Tamer Bayrak Alternatif Sağlıksen Genel Başkanı